Etyen Mahçupyan’dan Cumhurbaşkanlığı Sistemi Çarpıtması

Etyen Mahçupyan’dan Cumhurbaşkanlığı Sistemi Çarpıtması

Karar gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan 27.01.2017 tarihinde yazdığı “Cumhurbaşkanlığı Sistemini nasıl savunalım” başlıklı köşe yazısında, Anayasa değişiklik teklifini “demokratik bir adım olarak savunmak gerçekten zor” şeklinde yorumladı.

Mahçupyan’ın Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında ortaya koyduğu iddialar şunlar:

– “Yasama Cumhurbaşkanı karşısında tümüyle edilgen kılınıyor.”

– “Yargı Cumhurbaşkanı’na bağımlı hale geliyor.”

– “Bürokrasi Cumhurbaşkanı’nın emrine veriliyor.”

– “Cumhurbaşkanı OHAL ilan edebiliyor ve Meclis’in onaylama süresi üç ay. “

Peki Etyen Mahçupyan’ın iddiaları doğru mu?

 

Bu iddiaları inceledik:

İddia 1: “Yasama Cumhurbaşkanı karşısında tümüyle edilgen kılınıyor.”

  • Mahçupyan’ın iddiasının aksine, yasama organının konumu güçleniyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde kanun yapma, değiştirme ve kaldırma yetkisi yalnızca Meclis’e ait. Mevcut sistemde kanun tasarılarının ezici çoğunluğunun Bakanlar Kurulu tarafından geldiğini göz önünde bulundurmak gerek.

 

  • Meclis; Meclis araştırması, Meclis soruşturması, soru önergesi ve genel görüşme yollarıyla yürütme organını denetlemeye devam edecek.

 

  • Mevcut sistemde “vatana ihanet” suçu dışında Cumhurbaşkanı yargılanamıyor. Yeni sistemde ise suç işlediği iddia edilen Cumhurbaşkanı’nın Meclis’in iradesiyle Yüce Divan’da yargılanması mümkün.

 

  • Meclis üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile seçimleri yenileme kararı alabilir. Böylece halkın iradesi belirleyici olur; yenilenen seçimler neticesinde Cumhurbaşkanı’nın pozisyonu veya Meclis’in dengeleri değişebilir.

 

İddia 2: “Yargı Cumhurbaşkanı’na bağımlı hale geliyor.”

  • Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 4 üyesini Cumhurbaşkanı seçerken 7 üyesini Meclis seçecek. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın doğal üye olduğu HSK’nın üyelerinin yarısından fazlasının seçilmesinde Meclis belirleyici olacak.

 

  • Meclis’teki HSK adaylarının oylamasına ilişkin değişikliğin ise Mahçupyan’ın iddialarının aksine, çoğulcu bir anlayışla belirlendiği görülüyor. İlk oylamada üçte iki çoğunluk, ikinci oylamada beşte üç çoğunluk aranacak. Aday belirlenemediği takdirde, bu kez her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üyelik seçimi neticelenecek.

 

  • Bugün Meclis’teki milletvekilleri sayılarına bakıldığında AK Parti’nin beşte üç çoğunluğa sahip olmadığı göze çarpıyor. Dolayısıyla HSK üyelerinin yarısından fazlası Meclis’te belirlenirken iki ihtimal ortaya çıkıyor. İlki, partilerin beşte üç çoğunluğu yakalamak için uzlaşması ve ortak bir aday ya da adaylar göstermesi. İkinci ihtimal ise, HSK üyeliği için en çok oyu alan iki adayın kura usulü ile belirlenmesi.

 

  • Hakim ve savcıların mesleğe kabul etme, atama, görevden uzaklaştırma gibi işlemlerini gerçekleştiren HSK’nın üye yapısının yarısından çoğunun belirlenmesi aşamasının çoğulcu bir anlayışla düzenlendiği görülüyor.

 

İddia 3: “Bürokrasi Cumhurbaşkanı’nın emrine veriliyor.”

  • Bilindiği üzere mevcut parlamenter sistemde atamalar Meclis’te kanunla yapılmıyor. Bugün, yürütme organı tarafından gerçekleştirilen bir atamayla ilgili hukuka aykırılık iddiası idari yargı yoluyla sonuçlandırılıyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde de üst düzey yöneticilerin atanması işlemleri için idari yargı yolları bugünkü gibi açık olacak.

 

  • Ayrıca yürütmenin halka verdiği vaatleri yerine getirebilmesi ve sistemin sağlıklı işleyebilmesi için bürokrasinin siyaset kurumuyla çatışmaması gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemi bu açıdan seçilmişler-atanmışlar çatışmasını, egemenlik çatışması olmaktan çıkaran bir sistemdir.

 

  • Aksi takdirde, mevcut parlamenter sistemde yaşandığı gibi bürokratik vesayet odakları oluşur. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin en büyük avantajlarından biri de siyaset dışı vesayet odaklarının, halkın iradesini gasp etmesinin önüne geçmektir.

 

İddia 4: “Cumhurbaşkanı OHAL ilan edebiliyor ve Meclis’in onaylama süresi üç ay. “

  • Bu noktada ilk olarak vurgulanması gereken Cumhurbaşkanı’nın OHAL ilanı verdiği gün Meclis’in onayına sunulmasıdır. Meclis gerekli gördüğü takdirde OHAL’in süresini kısaltabilir, uzatabilir ya da OHAL’i tamamen kaldırabilir.

 

  • Cumhurbaşkanı OHAL’in uzatılmasına karar veremez. Yalnızca OHAL’in uzatılması talebinde bulunur ve bu talep üzerine Meclis her defasında 4 ayı geçmemek üzere OHAL süresini uzatabilir.

 

  • Ayrıca OHAL sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri de üç ay içinde Meclis’te görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde OHAL döneminde çıkarılan kararnameler kendiliğinden yürürlükten kalkar.

 

  • Meclis’in OHAL konusunda büyük ölçüde söz sahibi olduğunu ilgili maddelerde kolayca görmek mümkün.

 

Anayasa değişiklik teklifi doğru şekilde incelendiğinde, Mahçupyan’ın öne sürdüğü zorlama yorum ve değerlendirmelerin gerçek dışı olduğu kolayca anlaşılıyor.