Görüşler

Can PAKER - PODEM Yönetim Kurulu Başkanı

  • Yasama ve yürütme kesin olarak ayrılacak.
  • Milletvekilleri oy aldıkları halka karşı daha sorumlu olacak.
  • Parti liderlerinin bugünkü gibi sultası kalmayacak.
  • Halkın denetlemesi çok daha fazla olacak. Halkı kendi başkanını, muhtarı denetleyecek. Başkanı parlamento denetleyecek.
  • Hem yasama hem denetleme tam olarak ayrılmış olacak.
  • Sistemin yürümesi çok hızlanacak. Karar çok daha kolay alınacak.
  • Şimdiye kadarki anayasaların hepsi milletin değil, kurumların yaptığı anayasalardı. Bu anayasa milletin yaptığı bir anayasa olacak.

Mehmet UÇUM - Cumhurbaşkanı Başdanışmanı

  • Halkın sadece seçimden seçime etkili olduğu değil, iki seçim arasında da aktif olduğu bir sistem kurulacaktır.
  • Halk hem doğrudan meclisi hem de doğrudan başkanı seçecek.
  • Dar bölge seçim sistemi halkla vekil arasındaki ilişkiyi daha güçlendirecektir.
  • Halkın meclise doğrudan kanun teklif hakkı verebilmesi mümkün olacak.
  • Devlet açık ve şeffaf, çoğulculuğa yakın bir şekilde yapılandırılacak.
  • Seçilmiş başkan bürokratik tüm pratiklerin sorumluluğunu alacak.
  • Demokratik denge ve denetim mekanizmaları devreye sokulacak.

  • Yeni Anayasa devleti değil toplumu önceleyici olmalı.
  • Topluma yabancı bürokratların hazırlamadığı bir anayasa olmalı.
  • Yeni anayasa kurumsal dayatmaları içerisinde barındırmamalı.
  • Halkın aktif katılımının önü açılmalı.
  • Kamusal harcamalar daha isabetli şekilde tanzim edilmeli.

  • Hükümeti millet seçmiş olacak. Bu hükümet parlamentoya bağlı bir hükümet olmadığı, güvenoyu söz konusu olmadığı için siyasi istikrar korunmuş olacak.
  • Başkanlık parlamenter sisteme nazaran daha hızlı karar almayı mümkün kılacak.
  • Seçilen hükûmetler daha hızlı bir karar alma mekanizmasıyla 5 yıllık hükümet planlarını ve yürütme vaatlerini gerçekleştirebilme imkânına kavuşmuş olacak.
  • Türkiye vesayetten çok çekti, hâlâ da çekmekte. Türkiye başkanlık sayesinde bürokratik ve siyasi vesayetlerden kurtulmuş olacak.
  • Devletin değil toplumun bakış açısını yansıtan bir anayasa yapılacak.
  • Topluma endîşe ile yaklaşan devlet algısı ortadan kalkacak. Devlet toplumla olan ilişkisini güçlendirecek.
  • Darbeler döneminde gasp edilen haklar, geri alınamaz bir şekilde halka iade edilecek.

  • Hepsinin ortak temel sorunu darbeler sonrası kaleme alınmış olması ve bireyi değil, devleti koruyan özelliklere sahip olmasıydı.
  • Sadece vesayetçi niteliklerinin ötesinde; diyelim ki vesayetçiler siyasete hiç müdahale etmedi. Gene de anayasanın dili, yetkileri ve kurumlara tanıdığı ayrıcalıklar bakımından devleti bireyden korumaya yöneliktir. Bu da özgürlükler bağlamında yol alınmasındaki en temel engeldir.
  • Yeni anayasa daha basit, daha ayrıntısız olmalı. Devletin kurumlarını düzenlemenin dışında özgürlükler bağlamında tamamen bireyi öne çıkartan, onun katılımcılığını öngören bir önceliği olmalı. Ruhu bu olmalı.
  • Yasakçı bir anayasa olmamalı. Dili anlaşılır olmalı. İdeolojik bir anayasa olmamalı. Nötr olmalı. Uluslararası evrensel standartlara referansta bulunmalı.

  • Bir grup azınlığın milletin geneline tahakküm etmesi perspektifi ortadan kalkacak.
  • Milletin yetki verdiği idarecilerin ülkeyi yönetmesini kolaylaştıracak bir manzume olacak.
  • Millet hükümetinin millet adına iş yapmasını kolaylaştıracak bir metin olacak.
  • Her türlü vesayet odağının dağıtıldığı bir anayasa olacak.

  • Toplumsal farklılıkları kapsayan bir anayasa olmalı.
  • Daha demokratik olan ve de insan haklarını önceleyen bir anayasa yapılmalı.
  • Devletin kurumsal yapısını daha az öne çıkaran bir anayasa olmalı.
  • Ulus-devlet yapısını öncelemeyen bir anayasa yazılmalı.

  • İnsanın kendisini her özelliği tercihiyle ifade imkanı vermeyen, kimlik sorununu çözemeyen, bütünleştirici ve sivil olmayan bir anayasa tam değildir.
  • Tam olmayan bir anayasa siyasal, toplumsal ve demokratik gelişmeye engeldir.

  • Maşerî vicdandan uzak olan anayasa anlayışı ortadan kaldırılmalı.
  • Yeni anayasa toplumun bir parçası olmalı.
  • Yeni anayasa Türkiye’nin toplumsal macerasının bir ürünü olmalı.
  • Yeni anayasa ithal bir çalışmanın ürünü değil, yerli bir anlayışın ürünü olmalı.

  • Öncelikle anayasanın özüne dönük bir tartışma yapılmalı. Darbe anayasaları toplumla yapılan bir sözleşme değil, devletin topluma karşu kullandığı bir sopa. Başlı başına anayasanın darbe ürünü değil, sivil siyasetin ürünü olması dahi öze dönük çok önemli bir adım.
  • Yeni anayasa devlet değil, toplum merkezli olmalı. Tartışmanın merkezine toplumun talepleri konmalı. Millet tartışmanın içine çekilmeli ve millete kulak verilmeli.
  • Yeni anayasa yapılırken “yeni sistem”, başkanlık sistemi merkeze alınarak oluşturulmalı. Böylece siyasi istikrar garanti altına alınmalı.
  • Toplumun anlayacağı, kısa ve öz bir anayasa yapılmalı; dil sade olmalı. Bu toplum ve devlet arasında bir sözleşme, yani vatandaşı devlete bağlayan bir sözleşme. Bu açıdan da herkesin anlayacağı ve özümseyeceği bir metne ihtiyaç var.

  • Gereksiz derecede uzun, çok detaylı ve daha ziyade vesayet anayasaları anlayışı ortadan kaldırılmalı.
  • Yeni anayasa daha kısa ve net olmakla birlikte hürriyetlerin önünü açmalı.
  • Türkiye böylelikle ilk sivil anayasasına ulaşmış olur.

  • Yeni anayasa herhangi bir darbenin ürünü olmamalı.
  • Darbeci zihniyetlerin devamını ve muhafazasını ortadan kaldırılacak bir anayasa yapılmalı.
  • Yeni anayasa demokratik çalışmaların netîcesinde ortaya çıkmalı.
  • Mümkün olan âzamî katılım sağlanmalı ve yeni anayasa müzakereye açık olmalı.

  • Türkiye toplumsal adaleti sağlayan bir anayasaya kavuşmalı.
  • Yeni anayasa büyük bir konsensüs ile hazırlanmalı.
  • Anayasadan askerî darbelerin tesiri silinmeli.
  • Türkiye kendisine dar gelen bir anayasayı artık geride bırakmalı.

  • Türkiye henüz demokratik bir anayasa yapabilmiş bir ülke değil, yeni anayasa bu açıdan bir ilk olabilir.
  • Bugünün Türkiye’sinin yeni bir anayasa yapmasının önünde salt bir muhalefet anlayışı bulunmaktadır.
  • Halk iradesine dayalı bir anayasa yapmamış olmamız esas meseledir.
  • Yeni anayasanın özgürlükleri koruyucu, devletin nüfuz alanını küçülten ilkeleri ortaya koyması gerekir.

  • Eski anayasalar plebisiter demokrasiye uygun değil. Daha çok normatif demokrasiye uygun. Plebisiter olmaması demek halkın yaptığı bir anayasa olmaması demek.
  • 1921 anayasası hariç, bütün anayasalar normatif demokrasiye göre oluşturulmuş, jakoben ruhlu anayasalardır.
  • Devlet halktan korktuğu için böyle bir durum ortaya çıkmıştır.
  • Yeni anayasa plebisiter yönetime uygun bir anayasa olmalıdır.

  • Anayasanın sorunları var ama öncelik olarak benim gözümdeki sorun, eksik olan şey kurucu iradedir.
  • Şimdiye kadar hiçbir anayasada kurucu irade olmamıştır. Toplum da onu istiyor.
  • Halk “askerin ya da vesayet kurumlarının baskısıyla değil, kendi özgür irademizle anayasa yapalım” diyor.
  • “Millet ilk defa anayasa yapma yetkisi bize aittir” diyor. Önemli olan millet iradesine dayalı bir anayasa yapmaktır.

  • Şimdiye kadarki bütün anayasalar olağanüstü şartlarda yapıldı. Sivil katılım yoktu. Bu usûl aynı zamanda anayasanın ruhunu da yansıtmaktadır.
  • Anayasanın yapım süreci, tekniği ve yöntemi Anayasa hangi kurum tarafından yapılırsa o kurumun rûhunu yansıtıyor.
  • Her anayasa yapan, kendi çıkarlarını garanti etmeye çalıştı. Halbuki anayasa toplumsal sözleşme rûhunu yansıtmalıdır.
  • Yeni anayasa -ister seçilmişler olsun ister özel bir kurum olsun- hâkim bir sınıf tarafından değil, toplumun bütün değerlerini yansıtan bir heyet tarafından yapılmalıdır.

  • Mevcut anayasa (darbe anayasası) şimdiye kadar 18 defa değişmiştir.
  • Yeni bir anayasayanın ihtiyaç olduğu konusunda bütün siyasi partiler ve geniş bir toplum kesimi mutabık görünüyor.
  • Mevcut anayasanın yarıya yakını değişti ama üstünde hâlâ 12 Eylül’ün gölgesini görüyoruz.
  • Mevcut anayasanın önemli bir kısmı darbecilerin etkisini taşıyor, yalnızca bir kısmı özgürlükçü.
  • Geçmiş anayasalar hazırlanma yöntemleri açısından ölü doğmuşlardır. Müzakereci anayasa hazırlama yönteminden mahrumdurlar. Ancak bugün müzakereci anayasa hazırlama yöntemi mevcut.

  • 82 anayasası yapım şekli açısından demokratik değil. Demokratik yöntemlerle yapılmış değil. Hiyerarşik bir anayasadır.
  • Mevcut anayasanın içeriği de demokratik değil ve de katılımcı-çoğulcu nitelikleri yok.
  • 82 anayasası devlet ağırlıklı, sivil toplumun geride olduğu bir anayasadır. Aşırı merkeziyetçi bir yapı söz konusu.
  • Yeni anayasa meclis tarafından yapılabilir ve de bunun için mutlaka referandum yapılmalıdır. Gerçekten katılımcı-çoğulcu bir anayasa isteniyorsa % 70-75 gibi bir desteğin hem halkta hem parlamentoda olması gerekir.

  • Eski anayasaların sorunu siyasal alanı dar tutmasıydı. Orada vesayet ön plandaydı. Bir de yasama organının özellikle 82 anayasasında zayıflatılmış olması söz konusu.
  • Yetkilerle sorumluluklar arasındaki dengenin hukuk devleti normunda kurumsallaşmamış olması. Hesap verilebilirlik mekanizmasının zayıf olması.
  • Şimdiye kadar olan anayasalar yasakçı anlayışla tamamen toplumu dışlayarak hazırlanan, otoriter zihniyeti kurumsallaştıran, birey ile devlet ilişkisinde birey hak ve hürriyetletinden ziyade devleti korumayı ilke edinen ve seçilmiş siyasal temsilciler üzerinde bürokratik vesayet mekanizmaları oluşturarak demokratik temsili ve siyasal katılımı sınırlayan anayasalardır. Bu nedenlerle, demokratik özellikleri sınırlı kalmıştır.

  • Asıl problem anayasaların ruhuyla alakalı. Kanunların sadece lafzı değil, ruhu da önemlidir. Bu anayasalar darbe anayasalarıdır.
  • Mevcut durum çok kaotik bir geleceğe sebebiyet verebilir. Halk iradesiyle seçilmiş hem bir cumhurbaşkanı hem de başbakan var. Bunlar arasında yarın bir gün bir tenakuz olduğunda ne olacağı önemli. Ya cb seçilmesi hakkını halktan alacağız ki bu söz konusu dahi olamaz ya da yürütmeyle ilgili bir düzenlemeye gideceğiz.
  • Kuvvetler ayrılığı ilkesi yeni anayasada düzgün bir şekilde tertip edilmeli.
  • İş bölümü, yetki paylaşımı, denetim mekanizması (yasamanın yürütmeyi denetlemesi)
  • Bizi koalisyonlara mahkûm etmeyecek bir sistem tesis edecek bir anayasa olmalı.
  • Yargının yasama ve yürütmeden üstünmüş gibi davranmasının önüne geçilmeli.